---
title: "Saldırgan hacking: Batılı ülkeler neden çekimser | Guardian360"
description: "Saldırgan hacking nedir? &#8220;Hacking back&#8221; veya &#8220;geri saldırı&#8221; olarak da adlandırılan saldırgan hacking, düşmanların bilgisayar sistemlerine aktif olarak saldırmaktır. Buna devletler,…"
url: https://guardian360.net/tr/blog/offensive-hacking-why-western-countries-are-reluctant/
locale: tr
source: guardian360.net
---
[← Tüm yazılar](https://guardian360.net/tr/blog)

Awareness

# Saldırgan hacking: Batılı ülkeler neden çekimser

Yazan Guardian360 · 28 Ağustos 2025

### **Saldırgan hacking nedir?**

“Hacking back” veya “geri saldırı” olarak da adlandırılan saldırgan hacking, düşmanların bilgisayar sistemlerine aktif olarak saldırmaktır. Buna, bir siber saldırı gerçekleştiren devletler, kuruluşlar veya suç grupları dahil olabilir. Savunmacı siber güvenlik kendi ağlarını korumaya ve izlemeye odaklanırken, saldırgan hacking bir saldırının kaynağını bozmayı, bilgi toplamayı veya düşman sistemlerini devre dışı bırakmayı amaçlar.

Saldırgan eylem örnekleri arasında, kötü amaçlı yazılımı devre dışı bırakmak için sunuculara sızmak, çalınan verileri imha etmek veya hatta siber saldırı başlatmak için kullanılan altyapıyı kapatmak yer alır.

### **Batı'daki çekingenlik neden?**

Teknoloji mevcut olsa da, birçok Batılı ülke ve kuruluş bilinçli olarak tereddütlü davranıyor. Bunun birkaç nedeni var:

1. Yasal Sınırlar: Uluslararası hukuk, geri saldırı operasyonlarının yasallığı konusunda belirsizdir. Saldırılar hızla bir egemenlik ihlali veya hatta bir savaş eylemi olarak görülebilir.
2. Tırmanma Riski: Saldırgan bir hack, misilleme saldırılarına yol açarak bir çatışmayı genişletebilir veya yoğunlaştırabilir.
3. İkincil hasar: Dijital saldırıları kontrol altında tutmak çoğu zaman zordur. Bir suçlunun sunucusuna yönelik bir saldırı, birden fazla müşteri tarafından kullanılan bulut sağlayıcıları gibi masum üçüncü taraf sistemlerini de etkileyebilir.
4. Etik ve itibar: Batılı demokrasiler kendilerini hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı duyan devletler olarak göstermek ister. Saldırgan eylemler bu imajla çelişebilir.
5. Karmaşıklık ve atıf: Bir saldırının arkasında kimin olduğunu kesin olarak belirlemek çoğu zaman zordur. Başarısız bir geri saldırı masum tarafları etkileyebilir.

### **Saldırgan hacking kullanan ülke örnekleri**

- Amerika Birleşik Devletleri: ABD, dünyanın en gelişmiş siber güvenlik komutanlıklarından birine sahiptir. U.S. Cyber Command düzenli olarak saldırgan operasyonlar yürütür. Bilinen bir örnek, İran nükleer tesislerini sabote eden, İsrail ile ortak bir operasyon olan Stuxnet'tir (2010). 2018'de ABD, seçimleri etkilemeye çalışan Rus troll fabrikalarına karşı da saldırgan hacking kullandığını duyurdu.
- İsrail: İsrail, kapsamlı siber yetenekleriyle bilinir. Savunmacı önlemlerin yanı sıra, genellikle Orta Doğu'daki düşman devletleri veya grupları hedef alan saldırgan araçlar da kullanır. Stuxnet konusunda ABD ile iş birliği en önemli örnektir, ancak Pegasus casus yazılımının üreticisi olan NSO Group şirketi de İsrail teknolojisinin saldırgan yetenekleri nasıl mümkün kıldığını gösterir.
- Birleşik Krallık: Birleşik Krallık, National Cyber Force aracılığıyla saldırgan siber operasyonlar yürüteceğini açıkça belirtti. Amaçları: düşman devletleri, teröristleri ve organize suç gruplarını dijital olarak zayıflatmak.

### **Hollanda bununla nasıl başa çıkıyor**

Hollanda, 2014'ten bu yana hem savunmacı hem de saldırgan siber yeteneklere sahip bir Savunma Siber Komutanlığına sahiptir. Ancak politika temkinlidir: saldırgan araçlar yalnızca çok istisnai durumlarda, örneğin (potansiyel) bir askeri çatışma durumunda kullanılır.

Ayrıca, Hollanda hükümeti özel şirketlerin geri saldırısının yasak olduğunu vurgular. Yalnızca devlet böyle araçlar kullanabilir ve her zaman demokratik denetim altında. National Cyber Security Center (NCSC) ve Savcılık, dijital misilleme yerine iş birliğini, bilgi paylaşımını ve siber suçluların yasal olarak kovuşturulmasını vurgular.

### **AB bununla nasıl başa çıkıyor**

Avrupa Birliği, çok taraflı ve yasal bir yaklaşımı tercih ediyor. Üye devletler tarafından saldırgan hacking yerine AB şunlara odaklanıyor:

- Siber saldırılardan sorumlu devletlere, şirketlere veya kişilere yönelik yaptırımlar (örneğin, Rus ve Çinli hackerlara karşı).
- Europol'ün European Cybercrime Centre'ı (EC3) gibi uluslararası iş birliği.
- Üye Devletleri siber dayanıklılıklarını artırmaya zorlayan NIS2 Direktifi dahil olmak üzere mevzuat ve standartlar.

AB, saldırgan hacking'i öncelikle bir tırmanma ve uluslararası hukukun üstünlüğünü zayıflatma riski olarak görür. Bu nedenle vurgu diplomasi, ekonomik baskı ve kolektif dayanıklılık üzerinedir.

### **Saldırgan hacking lehine argümanlar**

- Caydırıcılık: Saldırıların sonuçları olduğunu açıkça göstermek, devletleri veya suçluları caydırabilir.
- Proaktif koruma: Kötü amaçlı yazılım altyapısını devre dışı bırakmak, gelecekteki saldırıları önleyebilir.
- Hız: Bazı durumlarda saldırgan eylem, yasal veya diplomatik eylemi beklemekten daha hızlı koruma sağlayabilir.
- İstihbarat Avantajı: Düşman sistemlere sızarak değerli veriler ve içgörüler toplanabilir.

### **Saldırgan hacking aleyhine argümanlar**

- Uluslararası hukuk: Açık bir yasal dayanak yoktur, bu da geri saldırı operasyonlarının gri bir alanda faaliyet gösterdiği anlamına gelir.
- İstenmeyen Hasar: Dijital varlıklar orijinal hedeflerinin ötesine yayılabilir.
- Tırmanma ve misilleme: Her saldırı bir karşı saldırıya yol açarak durumu daha da tırmandırabilir.
- Demokratik denetim: Saldırgan operasyonlar genellikle gizlidir ve parlamento veya kamu denetimine çok az yer bırakır.
- Alternatifler: Polis, uluslararası ortaklar ve adli araçlarla iş birliği genellikle daha etkili ve sürdürülebilir kabul edilir.

### **Sonuç**

Saldırgan hacking, dijital dünyada tartışmalı bir araç olmaya devam ediyor. Savunucuları bunu, saldırılarla proaktif olarak mücadele etmek ve düşmanları caydırmak için gerekli görüyor. Ancak karşı çıkanlar yasal, etik ve pratik risklere işaret ediyor.

Hollanda ve AB, çekingenliği ve uluslararası iş birliğini tercih ediyor. Bu yaklaşım, kontrolsüz tırmanma riski olmadan siber saldırılarla mücadele etmeyi amaçlıyor. Yine de şu soru kalıyor: siber saldırıların giderek daha karmaşık ve saldırgan hale geldiği bir dünyada, tamamen savunmacı bir duruş yeterli koruma sağlayabilir mi?
